Pskilolojik danışmanlık ve yaşam koçluğu yaptığım 12 yıl’ı
aşkın zamandan beri gördüğüm en yaygın
ve yıkıcı zihinsel eğilim, insanların
sahip oldukları şeylere değil, sahip
olmak istediklerine odaklanmasıdır. Nelere sahip
olduğumuzun hiç önemi yok gibidir; istediğimiz şeylerin listesini uzatır
dururuz; ve tabii, hiç tatmin olmayız. "Şu isteğimi de yerine getirince
mutlu olacağım," diyen zihniyet, o istek yerine
geldikten sonra yine aynı şeyi tekrarlayacaktır. Bir dostumuz yeni satın aldığı
görkemli evinde bir parti vermişti.
Bir süre sonra onu tekrar gördüğümüzde, bize daha
büyük bir ev alacağını söylüyordu. Çoğumuz
aynı şeyi yapmazmıyız? İlle de bir şeyi istiyoruzdur.
Eğer bunu
karşılayamıyorsak, aklımızda sadece sahip olmadığımız şeyler yer alır ve
tatminsizliğin sıkıntısını çekeriz. İstediğimiz şeyi elde ettiğimiz zaman da, yeni koşullarımızda bile yine aynı
zihniyet devreye girer. Böylece, istediğimize kavuşmamıza rağmen mutsuzluğumuz
sürer. Daima yeni arzular için yanıp tutuşurken mutlu olmak mümkün değildir.
Neyse ki, mutlu olmanın bir yolu vardır. Bu da, düşüncelerimizdeki ağırlığı
sahip olmak istediklerimizden çevirip, elimizde
olanlara yöneltmektir. Eşinizin farklı olmasını isteyip durmaktansa, onun çok iyi niteliklerini düşünmeye çalışın.
Maaşınızdan şikayet etmektense, bir işiniz olduğu için şükredin. Paris’e tatile gidemiyorsunuz
diye hayıflanmaktansa, evinizin bulunduğunuz yerde nasıl eğlenebileceğinizi düşünün. Bu çeşit olanakların sınırı
yoktur. "Keşke hayatım farklı olsay'dı." Yakınmasının tuzağına
düşecekken durumu fark edip, hemen frene basın ve bir daha başlayın.
Derin
bir soluk aldıktan sonra şükretmeniz
gereken onca şeyi hatırlayın. Dikkatinizi ne istediğinize değil, elinizde ne
olduğuna verirseniz, zaten istediğiniz şeyin
çoğunu elde edersiniz. Eşinizin iyi niteliklerine odaklanırsanız, oda size karşı
daha sevecen olacaktır. Maaşınız hakkında yakınmaktansa, halinize
şükrederseniz, daha başarılı ve üretgen olursunuz ve sonuç olarak bir zam yada
terfi ile ödüllendirilirsiniz. Eğer
Paris’e gidebileceğiniz günü beklemeyip, evinizin yakınlarında nasıl iyi vakit geçirebileceğinizi
düşünürseniz, daha çok eğlenirsiniz. Şayet bir gün Paris’e giderseniz, her
yerde eğlenebilme alışkanlığını kazanmış olacaksınız. Gidemezseniz de, zaten
yaşamınız keyifli geçtiği için bunu dert etmezsiniz. Bir an önce bu düşünce
devrimini yaparsanız, yaşamınız eskisinden çok daha keyifli olacaktır. Belki de,
ömrünüzde ilk kez doymuş olmanın zevkine varırsınız.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder