24 Temmuz 2019 Çarşamba

Sahip Olduklarınızı Düşünün Sahip Olamadıklarınızı Değil.....


                 Pskilolojik danışmanlık ve yaşam koçluğu yaptığım 12 yıl’ı aşkın zamandan beri     gördüğüm en yaygın ve yıkıcı zihinsel eğilim, insanların sahip  oldukları şeylere değil, sahip olmak istediklerine odaklanmasıdır. Nelere  sahip olduğumuzun hiç önemi yok gibidir; istediğimiz şeylerin listesini uzatır dururuz; ve tabii, hiç tatmin olmayız. "Şu isteğimi de yerine getirince mutlu olacağım," diyen zihniyet, o istek yerine geldikten sonra yine aynı şeyi tekrarlayacaktır. Bir dostumuz yeni satın aldığı görkemli evinde bir parti vermişti. Bir süre sonra onu tekrar gördüğümüzde, bize daha büyük bir ev alacağını söylüyordu. Çoğumuz aynı şeyi yapmazmıyız? İlle de bir şeyi istiyoruzdur.
               Eğer bunu karşılayamıyorsak, aklımızda sadece sahip olmadığımız şeyler yer alır ve tatminsizliğin sıkıntısını çekeriz. İstediğimiz şeyi elde ettiğimiz  zaman da, yeni koşullarımızda bile yine aynı zihniyet devreye girer. Böylece, istediğimize kavuşmamıza rağmen mutsuzluğumuz sürer. Daima yeni arzular için yanıp tutuşurken mutlu olmak mümkün değildir. Neyse ki, mutlu olmanın bir yolu vardır. Bu da, düşüncelerimizdeki ağırlığı sahip olmak istediklerimizden çevirip,  elimizde olanlara yöneltmektir. Eşinizin farklı olmasını isteyip durmaktansa, onun çok iyi niteliklerini düşünmeye çalışın. Maaşınızdan şikayet etmektense, bir işiniz olduğu için şükredin. Paris’e tatile gidemiyorsunuz diye hayıflanmaktansa, evinizin bulunduğunuz yerde nasıl eğlenebileceğinizi düşünün. Bu çeşit olanakların sınırı yoktur. "Keşke hayatım farklı olsay'dı." Yakınmasının tuzağına düşecekken durumu fark edip, hemen frene basın ve bir daha başlayın.             
               Derin bir soluk aldıktan   sonra şükretmeniz gereken onca şeyi hatırlayın. Dikkatinizi ne istediğinize değil, elinizde ne olduğuna verirseniz, zaten istediğiniz şeyin çoğunu elde edersiniz. Eşinizin iyi niteliklerine odaklanırsanız, oda size karşı daha sevecen olacaktır. Maaşınız hakkında yakınmaktansa, halinize şükrederseniz, daha başarılı ve üretgen olursunuz ve sonuç olarak bir zam yada terfi ile ödüllendirilirsiniz.  Eğer Paris’e gidebileceğiniz günü beklemeyip, evinizin yakınlarında nasıl iyi vakit geçirebileceğinizi düşünürseniz, daha çok eğlenirsiniz. Şayet bir gün Paris’e giderseniz, her yerde eğlenebilme alışkanlığını kazanmış olacaksınız. Gidemezseniz de, zaten yaşamınız keyifli geçtiği için bunu dert etmezsiniz. Bir an önce bu düşünce devrimini yaparsanız, yaşamınız eskisinden çok daha keyifli olacaktır. Belki de, ömrünüzde ilk kez doymuş olmanın zevkine varırsınız.

Hayatın Anlamını Kazanmak İçin Empati Yapalım!!!


    Bu teknik uzun zamandır, bilinen ama kimsenin uygulamaya cesaret edemediği bir olaydır. Başkaların karşı duyacağımız rahatsızlığı salıvermede son derece başarılı bir yöntemdir. Sizi gerçekten çok sinirlendiren ve kızdıran birini düşünün. Sonra gözlerinizi kapayıp bu kişiyi minik bir çocuk olarak hayal edin. Onların minicik yüz hatlarını ve masum bakan gözlerini görmeye çalışın. Unutmayın ki, çocukların hata yapması doğaldır ve hepimiz bir zamanlar çocuktuk.
    Şimdi saati bir anda yüzyıl ileriye alın ve aynı kişiyi yüz yaşında, ölüm döşeğindeyken gözünüzde canlandırın. Solgun ve yıpranmış gözlerini, dudaklarındaki hafif tebessümü görmeye çalışın. O tebessümde artık hayatı anlamış olmanın bilgeliği ve yapılan hataların sessiz itirafları vardır. Unutmayın ki, bizim de yüz yaşına gelmemize, yada, ölüm döşeğinde yatmamıza sanıldığı kadar çok kalmamıştır. Bu tekniği istediğiniz biçimde kendi düşüncelerinizle kullanabilirsiniz. Uygulayana daima o an için gerekli perspektifi   ve şefkati sağlayacaktır. Eğer hedefimiz daha huzurlu ve sevecen olmaksa, kesinlikle başka insanlara karşı olumsuz duygular barındırmamalıyız.